Anasayfa Kurumsal Profil Hukuk Blog Faaliyet Alanları İletişim Müvekkil Girişi
Randevu Alın
HUKUK REHBERİ — MAKALELER

Vekilin Özen ve Sadakat Borcu-Vekalet Görevinin Kötüye Kullanılması

07 Jun 2026 Genel 102 Görüntüleme 8 DK OKUMA
Vekilin Özen ve Sadakat Borcu-Vekalet Görevinin Kötüye Kullanılması

YARGITAY

6. HUKUK DAİRESİ


TÜRK MİLLETİ ADINA

YARGITAY İLÂMI


Esas No : *


Karar No : *


İNCELENEN KARARIN


MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi


TARİHİ : 01.07.2025


SAYISI : *.


DAVACI : *


DAVALILAR : *

vekili Avukat Soner Akgül


İHBAR OLUNAN : ***


İLK DERECE MAHKEMESİ : Dikili 1. Asliye Hukuk Mahkemesi


TARİHİ : 27.12.2022


SAYISI : *


Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 17.02.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.


Belli edilen günde davalılar vekili Avukat Soner Akgül ile davacı vekili Avukat ***

gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:


I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı yüklenici ile davalı arsa sahipleri arasında, davalılara ait taşınmazlar üzerinde bedel mukabilinde inşaat yapılması konusunda sözleşme düzenlendiğini, davacının bu sözleşmeye dayanarak tüm hazırlık işlemlerini yerine getirdiğini, bu kapsamda; proje, tapu, noter ve belediye nezdinde masraflar yaptığını, ayrıca müteahhitlik karından da yoksun kaldığını ileri sürerek, yoksun kaldığı kârın ve gerçekleşen zararlarının tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 10 nolu parsel için 10.000,00 TL'nin, 21 ve 25 no.lu parseller için 5.000,00 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah yoluyla talebini 232.500,00 TL'ye arttırmıştır.


Il. CEVAP


Davalı vekili cevap dilekçesinde; fizibilite çalışmaları için davacı yükleniciye vekalet verildiğini, öngörülen inşaatın yapılamayacağının anlaşılması üzerine vekaletten azlettiklerini, davacı ile sözleşme yapılmadığını, davacının binadan karot örneği alarak müvekkillerini sözleşme yapmaya zorladığını, taleplerinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davacının yaptığı hiçbir alt yapı hizmetinin müvekkillerince kullanılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.


II. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI


lik Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamındaki

vekaletnameler ve belgeler nazara alındığında, taraf iradelerinin sözleşme yapılması konusunda birleştiği, davalı arsa sahiplerinin sonradan düzenledikleri azilnameler ile davacı yükleniciyi vekaletten azlettikleri, azlin haklı nedenle yapıldığını ispat edemedikleri, davacı yüklenicinin sözleşmeye aykırı davrandığından ve kusurlu olduğundan söz edilemeyeceği, bu durumda, yoksun kaldığı kazancı talep edebileceği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 232.500,00 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.


IV. İSTİNAF


İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.


V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalılar vekili temyiz dilekçesinde;


a. Müvekkillerinin davacı ile beraber bir kaç kişiye vekalet verdiklerini, bu kişilerden ihbar olunan ***'in davacının kardeşi olduğunu, davacının müvekkilleri adına kardeşi ile inşaat

sözleşmesi yaptığını, oysaki vekaletnamenin böyle bir yetkiyi kapsamadığını, müvekkillerinin davacı ile herhangi bir sözleşme yapmadıklarını, davacının vekalet yetkisini kötüye kullandığını, dosyaya sunulan 05.02.2019 tarihli adi yazılı sözleşmenin dürüstlük kuralına ve iyiniyete aykırı olduğunu, bu sözleşmeden müvekkillerinin haberdar olmadığını, davacıya fizibilite yapması ve fiyat teklifi vermesi amacıyla vekalet verildiğini, davada vekalet sözleşmesine ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiğini,


b. Zorunlu arabuluculuk şartının yerine getirilmediğini,


c. Davacının zararını ispat edemediğini, iddia ettiği projeleri dosyaya sunmadığını, kentsel dönüşüm işlemleri yaptığına dair de bir delil sunmadığını, bilirkişinin kar kaybı hesabının hatalı olduğunu,


d. Kararda ıslah tarihi dikkate alınmadan, alacağın tamamı için temerrüt tarihi olarak kabul edilen 18.02.2020 tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin yasaya aykırı olduğunu beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe


Uyuşmazlık, arsa sahiplerinden alınan vekaletle yapılan, bedel karşılığı inşaat sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiasına dayalı tazminat ilişkindir.

Vekâlet sözleşmesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 502 ilâ 514. maddeleri arasında düzenlenmiş olup, TBK'nın gerek temsile gerekse vekâlet sözleşmesine ilişkin hükümleri uyarıncavekilin, vekâlet verenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü bulunmaktadır. TBK'nın 506/2. maddesinde yer alan “Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür” şeklindeki açık hüküm gereğince, vekilin sadakat ve özen borcu, vekil edene karşı en önde gelen borçlarındandır. Bu borcun bir gereği olarak vekil, vekil edenin daima yararına hareket etme, vekil edeni zararlandırıcı, onun iradesine aykırı ve aralarındaki güven ilişkisini zedeleyici eylem ve işlemlerden

kaçınma yükümlülüğü altındadır.


Vekil bu yükümlülüğünü yerine getirmediği, özellikle vekâleti kasten vekil edenin zararına, kendisinin veya başka birinin yararına kullandığı takdirde vekâlet sözleşmesinin kötüye kullanılması söz konusu olabilir. Dolayısıyla böyle bir durumda vekil eden zararlandırılırken, vekil çok zaman kendisine veya başka bir kimseye çıkar sağlamaktadır. Oysa ki, sadakat ve özen borcunun temel amacı başkası adına iş gören kimsenin yetkisini kötüye kullanma riskini önlemektir. Çünkü, vekâlet sözleşmesi temelinde güven esasına dayalı iş görme edimi ihtiva eden bir sözleşme olup, bu güvenin korunması TBK'nın vekâlet sözleşmesini düzenleyen hükümleri yanında 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 2. Maddesinde ifadesini bulan dürüstlük kuralının da bir gereğidir.


Somut olayda, davalı arsa sahipleri tarafından 22.01.2019, 24.01.2019 ve 04.02.2019 tarihli

vekaletnameler ile davacı ***vd. bazı kişilere, malik oldukları taşınmazlarla ilgili “inşaat yapımı ile ilgili olarak dilediği gerçek ve tüzel kişiler ile dilediği şartlarda inşaat yapım sözleşmeleri yapma” yetkisi de dahil olmak üzere geniş yetkiler verilmiştir.


Davacı ***, bu vekaletnamelere dayalı olarak, yüklenici sıfatıyla, dava dışı ***ile dava konusu 05.02.2019 tarihli bedel karşılığı inşaat sözleşmesini yapmıştır. Bu sözleşmeyi

***arsa sahiplerinin vekili olarak imzalamıştır. ***’in, aynı zamanda davacı ***'in kardeşi olduğu anlaşılmıştır. Görüldüğü gibi vekaletnamelerde, arsa sahipleri tarafından yetkilendirilen iki kardeşten biri yüklenici olarak, diğeri arsa sahiplerinin vekili olarak uyuşmazlık konusu sözleşmeyi düzenlemişlerdir. Sözleşmede, yapılacak işin bedeli, yüklenici karı, ödemelerin nasıl yapılacağı ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.


Her ne kadar, vekaletnamelerde, vekillere inşaat yapımı ile ilgili sözleşme yapma da dahil geniş yetkiler verilmiş ise de bu yetkinin, aynı zamanda kardeş olan vekillerin, arsa sahipleri adına, birbirleri ile sözleşme yapma yetkisini kapsamadığı açıktır. Vekalet veren arsa sahiplerini ağır bir borç altına sokan böyle bir sözleşmeyi, ayrıca onay almadan vekillerin birbirleri ile yapmaları, az yukarıda açıklanan vekilin özen ve sadakat yükümlülüğüne ilişkin ilkelere açıkça aykırı olduğu gibi TMK'nın 2. Maddesinde öngörülen dürüstlük kuralına da aykırıdır. Bu durumda, vekillere karşı olan güven ilişkileri zedelenen davalı arsa sahiplerinin vekaletten azillerinin haklı olduğu kabul edilerek, davacının tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru olmamış, kararın davalılar yararına bozulması gerekmiştir.


VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;


1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,


2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,


Dairemizdeki duruşmada vekille temsil olunan davalılar yararına takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalılara verilmesine,


Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,


Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye

Mahkemesine gönderilmesine,


17.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.



#vekalet görevinin kötüye kullanılması #vekilin özen ve sadakat borcu #vekillerin birbirleriyle sözleşme yapamaması #inşaat ve eser sözleşmesi
Yazıyı Paylaş:
KEŞFEDİN

Benzer Yazılar.